30 Aralık 2011 Cuma

Reenkarnasyon nedir? Budizmde reenkarnasyon var mı?

Reenkarnasyon ya da ruh göçü, çeşitli inanışlarda (örneğin Hinduizm) ruhun (atman) ölümden sonra başka bir bedene geçmesidir. Kelimenin kökeni latindir, kelime anlamı olarak "vücuda yeniden girmek" demektir. Aslına bakılırsa kelime gerçekten de Batı kaynaklıdır, Hinduizmin coğrafyasının antik dillerinde böyle bir kelime bulunmaz. Yeniden doğuş döngüsünün geçtiği yere Samsara, doğuşa ise basitçe jati (doğuş) denir, reenkarnasyona denk gelen bir kelime yoktur.

Budist yeniden doğuş kavramı, reenkarnasyondan oldukça farklıdır çünkü Budizm'de bir bedenden başka bir bedene geçen değişmez ruh inancı yoktur. Budizm'e göre bir bedenden diğerine geçen şey sadece "bilinçlilik akışı", "karma-enerji"dir, ve Budizm'de bu olaya punabbhava (yeniden oluş) ya da kısaca bhava (oluş) denir. Her ne kadar bu kavram İngilizceye yaygın olarak "yeniden doğuş" olarak çevrilse de yeniden doğan hiçbir şey olmaması açısından bu günlük kullanım, Budist "oluş" kavramını tam olarak yansıtmaz.

"Saygıdeğer Efendi, yeniden doğuş ruh göçü olmadan mı gerçekleşir?"
"Evet Saygıdeğer Kral."
"Ama Saygıdeğer Efendi, yeniden doğuş hiçbir şey geçmeden nasıl gerçekleşebilir?"
"Eğer Saygıdeğer Kral, kişi bir mumu yanan bir mumun alevi ile yakarsa, ilk yanan lambanın ateşi diğerine geçmiş olur mu?"
"Hayır, Saygıdeğer Efendi."


"Aynı şekilde Saygıdeğer Kral, yeniden doğuş da ruh göçü olmadan gerçekleşir."


"Fundamentals of Buddhism: Four Lectures", Nyanatiloka Mahathera. Access to Insight, 7 Haziran, 2010



"Aynı şekilde Sayın Kral, yeniden doğuş ruh göçü olmadan gerçekleşir."

Soluk Mavi Nokta

Soluk Mavi NoktaVoyager 1 uzay aracı tarafından 1990 yılında 6 milyar kilometre uzaklıktan çekilen ve dünyanın uzayın devasa büyüklüğü yanındaki tek başınalığını gösteren bir fotoğraftır. "Soluk Mavi Nokta", aynı zamanda Carl Sagan'ın bu fotoğraftan esinlenerek 1994'te yazdığı kitabının da adıdır. Carl Sagan şöyle der:

"Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.


Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.


Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.


Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.


Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza."




Aşağıdaki animasyon ise ayın, dünyanın, diğer gezegenlerin, güneşin ve sonrasında da diğer büyük yıldızların boyutlarını birbiri ile karşılaştırıyor. Aslında bildiğimiz bütün herkesin, her şeyin uzayın devasa büyüklüğü ve güçleri karşısında ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.

Yıldız Boyut Karşılaştırması

Karma nedir?

Karma dilimize çevirmediğimiz bir kelime. Temel anlamı, eylem, yeterince basit ama eylemlerin rolünün Buda'nın öğretisi içerisindeki ağırlığı bu kelimeye ingilizceye çeviremeyeceğiniz bir yük bindiriyor. Bu nedenle karma kelimesini çevirmek yerine olduğu gibi kullanıyoruz.

Ama karma kelimesinin günlük hayatımızda kullandığımız çağrışımlarına baktığımızda, kelime ile ilgili bir anlam kargaşası ile karşı karşıya kalıyoruz. Birçok Amerikalının gözünde karma kader gibi çalışıyor: kötü kader, bir şekilde sorumlu olduğumuz ve karşısında çaresiz kaldığımız, geçmişimizden gelen açıklanamaz, değiştirilemez  bir güç. "Sanırım benin karmamın sonucu bu", kader vurduğunda, çaresizce başlarına geleni kabul etmekten başka çareleri yokmuş gibi insanların bu şekilde iç geçirdiklerini çok duydum. Aslında bu kelimelerdeki kadercilik, karma kavramının birçok insana itici gelmesinin en önemli nedeni. Sanki karma statükoyu, her türlü eşitsizliği ve acıyı mazur göstermeye yarayan bir mit gibi anlaşılıyor: "eğer fakirse, karmasından dolayıdır", "eğer tecavüze uğramışsa, karmasından dolayıdır" vs. vs. Böyle bakınca karma sanki başına kötü bir şey gelen kişi başına geleni hakketmiş, yardımı da hak etmiyor demenin kısa yolu gibi duruyor.

Bu yanlış anlamanın temel nedeni Budist karma kavramının batıya, Budist olmayan karma kavramı ile hemen hemen aynı anda gelmiş olması. Birçok Asya kökenli karma kavramı kaderci olsa da, erken Budist karma konsepti hiçbir şekilde kaderci değildi. Aslında eğer karma hakkındaki eski Budist görüşlerine bakarsak, bunların geçmiş ile ilgili efsanelere birçok modern Amerikalıdan çok daha az önem verdiklerini görürüz.

Erken Budistler için karma lineer değildi ve karmaşıktı. Diğer Hint kökenli öğretiler karmanın basit düz bir çizgi üzerinde çalıştığına, geçmişte yapılan şeylerin bugün başa gelen şeylere sebep olduğuna, bugün yapılanların ise gelecekte başa geleceklere sebep olacağına inanıyorlardı. Sonuç olarak da düşüncelerinde, özgür irade için çok az yer kalıyordu. Budistler ise karmanın çoklu bir geri besleme döngüsü şeklinde hareket ettiğini gördüler. "Şimdi"nin hem geçmişten gelen hem de şimdi, şu anda yapılan edimlerce şekillendiğini, şimdi yapılan edimlerin sadece geleceği değil hemen yapıldıkları anı şekillendirdiğini, dahası şimdiki edimlerin illa ki geçmişte yapılan edimlerce şekillenmediğini gördüler. Başka bir deyişle, karma anlayışlarında, alanı geçmiş edimlerce sınırlansa da özgür iradeye yer verdiler. Bu özgürlüğün doğası akarsu ile sembolize edildi. Bazen geçmişten akıntı o kadar güçlüdür ki önünde durmamaktan başka bir şey yapamazsınız ama akımın güçlü olmadığı zamanlar da vardır, bu anlarda suyun akışını istediğiniz yöne kolayca çevirebilirsiniz.

Bu suretle, kadere boyun eğen bir çaresizliği desteklemek yerine, Budist karma kavramı zihnin şimdi/burada bulunan özgürleştirici potansiyeline odaklandılar. Kim olduğunuz, nereden geldiğiniz, zihninizin şu an yapmakta olduğu şey ile ilgili niyeti kadar önemli değildir. Her ne kadar geçmiş şu an şahit olduğumuz sayısız eşitsizliğin nedeni olsa da, bizi biz yapan geçmişte elimizde olan kartlardan çok, şu an elimizde olan kartlardır. Kendi kaderimizi elimizdeki kartları nasıl oynamakta olduğumuzla belirleriz. Eğer acı çekiyorsanız, bu belirli karmik durumu sürekli besleyerek devam ettiren zararlı zihinsel alışkanlıkları bırakmaya çalışın. Acı çeken ve yardım edebilecek durumda olduğunuz kişilerin karmik geçmişlerinden ziyade, şimdi kullanabilecekleri karmik fırsatlara odaklanın.

Bir kişinin saygınlığının geçmişi ile değil de şimdi yaptığı edimleri ile şekillendiği fikri, Hindistan'daki geleneksel kast sisteminin yüzünde tokat gibi patladı. Buda'nın işaret ettiği gibi, bir brahman ancak gerçekten usta bir niyetle hareket ederse üstün bir insan olabilirdi, sırf bir brahman rahminden geldiği için değil.

Budistlerin kast sistemine saldırmaları, ve bunun ırkçılık karşıtı çağrışımları bize acayip ve hoş gelebilir. Ama burada kaçırdığımız nokta, budist karma kavramının, bizim geçmişimiz ve geldiğimiz yerle ilgili - ırkımız, etnik kökenimiz, cinsiyetimiz, sosya ekonomik durumumuz, cinsel tercihlermiz gibi kendi kastlarımıza, modern kabilelerimize de aynı şekilde saldırdığıdır. Biz, kendi cemaatimizin imajı ile gurur duymak için çok büyük çaba harcarız. Budist olduğumuzda bile cemaatimiz önce gelir ve bizi onurlandıracak bir budizm talep ederiz.

Fakat, karma açısında nereden geldiğimiz geçmiş karmadır, üzerinde herhangi bir kontrolümüz yoktur. Ne olduğumuz, maharetsiz, beceriksiz niyetimizi açıklamak için en iyi ihtimalle belirsiz, en kötü ihtimalle zararlı bir bahanedir. Bir cemaatin değeri sadece ve sadece üyelerinin ustalıklı edimlerinde yatar. Kendi cemaatimizde iyi insanlar olsa da onların karmaları, onlara aittir, bize değil. Ve tabii ki her cemaatin çürük elmaları vardır. Bu nedenle cemaatimiz ile ilgili kafamızdaki efsaneler, büyüklenmeler kırılgandır. Kırılgan herhangi bir şeye tutunmak ise büyük miktarda ihtiras ve yanılgı gerektirir, bu da kaçınılmaz olarak ilerde daha fazla maharetsiz edime neden olacaktır.

Kısaca Budist karma öğretisi, geçmişten gelen bir acayiplik değil, kendi kültürümüz içindeki temel değerlere dürtü ve kusurlara yönelik bir meydan okumadır. Ne zamanki kendi değerimizi geçmişimizde ve ait olduğumuz cemaatimizde aramayla ilgili takıntımızı bırakıp, edimlerimizde ve niyetimizde aramaya başlarız, işte o zaman, Budist anlamı ile , karmanın nimetlerinde tam anlamıyla yararlanmaya başlarız.

Karma,  Thanissaro Bhikkhu. Access to Insight, 5 Haziran 2010


Provenance: 
©2000 Thanissaro Bhikkhu.
Transcribed from a file provided by the author. This Access to Insight edition is ©2000–2010.
Terms of use: You may copy, reformat, reprint, republish, and redistribute this work in any medium whatsoever, provided that: (1) you only make such copies, etc. available free of charge; (2) you clearly indicate that any derivatives of this work (including translations) are derived from this source document; and (3) you include the full text of this license in any copies or derivatives of this work. Otherwise, all rights reserved. For additional information about this license, see the FAQ.

Enflasyon nedir?

Enflasyon nedir? Enflasyon fiyatların genel düzeyinin artmasıdır. Tabii enflasyonu böyle tanımlamak, hastalığı semptomları ile açıklamak gibidir. Enflasyon, fiyatların genel düzeyindeki artış, ekonomideki toplam para miktarının paranın satın alabileceği toplam mal ve hizmetlerin miktarından daha hızlı artması nedeniyle oluşur (Ekonomik olarak gerileyen ülkelerde enflasyon tam tersi nedenlerle oluşabilir, yani toplam para miktarı sabit hatta artarken, toplam mal ve hizmet miktarının azalması nedeniyle).

Toplam mal ve hizmet miktarının toplam para arzından daha hızlı artması durumunda - ki sanayi devrimini takip eden 1800lü yıllar boyunca durum bu olmuştur - her bir ürün ve hizmetin birim fiyatı düşer, belli bir para arzının  kapsadığı ürün ve hizmet miktarı arttığı için.

George Reisman ekonomi genelindeki fiyatların kritik formülünü şu şekilde tanımlamıştır:


Fiyat (P), talebin (D) arza (S) oranı ile belirlenir. Bu formül bize ekonomi genelinde fiyatların sadece talepte artış ya da arzda azalış ile artabileceğini gösterir. Örneğin piyasada ya ürünler için harcanabilecek para miktarındaki artış ile  ya da piyasadaki paranın aradığı ürün ve hizmetlerin miktarındaki azalış ile.

Amerika Birleşik Devletlerinin gelişmiş ekonomisinde, mal ve hizmet arzı azalmamakta hatta artmakta iken yıllık enflasyon % 3-4 seviyesindedir. Fiyatların bu seviyede artmasının sebebi piyasaya her sene daha fazla para girmesidir.

Ekonomide para yaratan kurumlar merkez bankaları ve diğer bankalardır. Merkez bankası para basarak yeni para yaratabilir. Bankalar ise kısmi rezerv sistemi ile. Aslında eğer devletler bütçe açıklarını kapamak, ahbap çavuş ilişkisi ile verimsiz ama politik olarak güçlü şirketleri ya da grupları kurtarmak için para basmasa, kısmi rezerv sistemi olmasa idi, teknolojik gelişmeler, inovasyon ve verimililik artışları nedeniyle mal ve hizmetlerin miktarı, bu mal ve hizmetleri kovalayan para miktarından daha hızlı artacağı için sadece para biriktirerek bile zengin bir emeklilik geçirebilirdiniz. Zira bugün biriktirdiğiniz her 1000 TL 40 yıl sonra 10,000 TL gücünde olabilirdi.

Enflasyona merkez bankalarının hızlı bir şekilde para basması da neden olur dedik. Bu nedenle enflasyona "enflasyon vergisi" de denir. Hükümetler bütçe açıklarını politik sırf vergi artışları ile kapayamadıklarından para basarak karşılarlar ve bunu yaparken de vatandaşlarının cebindeki paranın değerini düşürürler.

Singapur

Singapur benim şu an yaklaşık 6 yıldır yaşadığım ve bu sitenin adını aldığı şehir. Singapur nerede diye sorarsanız söyleyeyim: Singapur koca Asya kıtasının en güney ucunda, Güneydoğu Asya'da, ekvatorun 100 kilometre kadar kuzeyinde, kendi ile aynı adlı bir tropik adanın üzerinde. Çoğunuz Singapur Havayollarını duymuşsunuzdur. O havayolları işte bu ülkeye ait. Bu sitenin adının Singapur ile ilgisine gelince.

Singapur adasının eski ismi Temasek, deniz kenti demek. Maleylerin yarı efsane söylencelerine göre bir Maley Sultanı bu adada avlanırken bir aslan görmüş. Bunu hayra yoran sultan adaya bir şehir kurup adını da aslan şehri (Singa Pura) koymuş. Bilimadamları Singapur'da hiçbir dönemde aslan yaşamadığına hem fikirler (1800'lu yıllarda kaplanların cirit atmasına rağmen). Daha bilimsel görüşe göre adanın haritası yeleli bir erkek aslanı andırdığından şehir bu ismi almış. Ama sonuçta Singapur'un ismi bu: Şehr-i Arslan.

Singapur nerede? - Kaynak : Wikipedia
Singapur turları yavaş yavaş alıcı buluyor olmalı. Eskisine kıyasla daha fazla Türk turist görüyorum burada. Bu küçük ada devleti Türklere vize uygulamadığı için, İstanbul - Singapur arası birçok alternatif olduğu için (Singapore Airlines, THY, Qatar, Emirates, vs.) buraya gelmesi çok kolay. Ada özellikle kışa düşen tatillerde ideal zira Türkiye'deki kardan kıştan kaçıp tropik tatil yapılabilecek bir yer. Ada tamamen şehirleştiği ve plajlarını toprak doldurup şehrin alanını genişlettiklerinden pek plaj tatili yapılabilecek bir yer değil ama komşu Malezya ve Endonezya'da birçok tropik tatil merkezi mevcut.

Singapur'a neden gelinir? Singapur'dan cruise tur yapılabilir, alışveriş yapılabilir, çok iyi bir hayvanat bahçesi ve kuş parkı mevcut, kumarhanede kumar oynanabilir, Malezya ve Endonezya'ya devam edilebilir falan.

Ucuz uçak bileti nasıl bulunur

Ucuz uçak bileti nasıl bulunur diye merak ediyorsaniz, cevap icin dogru yerdesiniz. Genelde insanlar ucuz uçak biletleri bulmak icin bildikleri ucuz havayollarinin sitelerine girip tek tek uçak biletleri fiyatlarını kontrol ettikten sonra gozlerine ilisen ucuz uçak bıletıni seciyorlar. Oysa havayolu şirketleri sürekli promosyon yaptıklarından ve uçak bıletlerı fiyatlarını uçuş doluluğuna göre sürekli değiştirdiklerinden bu şekilde en ucuz uçusu bulma şansınız az. Ekonomik uçak bileti bulmak için daha kestirme bir yolu önereyim: Ucuz Uçak Bileti Arama Motoru! Gelişen teknoloji ile birlikte bu sitelerin iPhone uygulamaları da piyasaya sürülüyor. Bu tür uygulamalar özellikle sık seyahat eden kişiler için ideal. Bu tür arama motorları kullanarak hem bu zaman kaybını yokedebilir, hem de boşu boşuna uçak bilet i için yüksek meblağlar ödememiş olursunuz.

Ucuz uçak bileti arama motorlarından biri bulucak.com. Bu servisin web sitesi dışında iPhone, iPad, Android ve Nokia uygulamaları da bulunuyor.  Şirketin akıllı telefon uygulaması ucuz uçak biletlerine hemen erişip, sorgulama sonuç sayfası üzerinde bilet satın alma veya rezervasyon için havayollarını direk arayabilmenize veya havayolu firmalarının satın alma ekranlarına geçip işlemlerinizi devam etmenize olanak sağlıyor. iPhone uygulaması ücretsiz ve şuradan ulaşabilirsiniz. Fakat maalesef benim en çok kullanmayı seçtiğim ve yaşadığım ülkedeki uygulamada kullandığım uyarı fasilitesini bu uygulamada göremedim. Örneğin şu gün (ya da haftanın şu günü şuradan şuraya gidiş/geliş 150 TL altına düştüğünde uyar gibi). Bir ucuz uçak bileti uygulamasında mutlaka olması gereken bir servis bu. İkinci eksik de bu servisin sadece yurt içi uçuşlarla ilgili bilgi vermesi.

Ucuz uçak bileti iPhone uygulaması - Kaynak : bulucak.com

Ucuz uçak bileti bulmanın bir başka yolu da havayollarının e-posta servislerine üye olarak promosyon takibi yapmaktır. Ya da çeşitli kupon servislerine üye olarak. Fakat tabii ki herşeyin olduğu gibi uçak bileti promosyonlarının da toptan siteleri varö örneğin  ucakbiletibak.com. Bu site THY, Anadolu Jet, Atlas Jet, Borajet, Onur Air, Pegasus Hava Yollari, Sun Express, SKY Hava Yollari gibi yerli havayollarının biletleri yanında Air France, Alitalia, British Airways, Czech Airlines, Delta Hava Yollari, Emirates, Etihad Airways, Iberia, KLM, Lufthansa, Malev, Malezya Hava Yollari, Singapore Airlines ve Swiss gibi yabancı havayollarından bilet promosyonlarını da listeliyor.

Yurt dışı uçuşlar için de artık bu alanda markalaşmış siteleri kullanabilirsiniz. ExpediaMomondoOrbitz gibi.

Yeri gelmişken uyaralım, internetten uçak bileti alırken de her "ucuz ucak bileti var diyene kanmayin":
"Manisa'da, Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarını, kurdukları internet sitesi üzerinden ucuz uçak bileti temini vaadiyle dolandırdıkları iddia edilen iki kişiden biri tutuklandı. 
Manisa Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin Fransa'daki Marsilya ve Lyon başkonsoloslukları, İl Emniyet Müdürlüğüne yazı göndererek, bu şehirlerdeki bazı Türk vatandaşlarının, ''internet üzerinden e-posta yoluyla temas kurularak ucuz uçak bileti temini'' vaadiyle dolandırıldıklarının belirlendiğini bildirdi."

Teknoloji küçültür

Bundan yaklasik 10 yil kadar once isim geregi 60'larin sonundan ya da 70'lerden kalma bir bilgisayarla karsilasmistim. Karsimda duran dolaba bakip yanimda duran adama : "Vay be bilgisayara bak, kocaman dosya dolabi kadar" demistim. Eleman ise bana gulerek "O dolap bilgisayar degil, hard disk :) Bak su dolap da merkezi islemci, su dolap da hafiza." demisti. Retronaut sitesinde 1956 yilindan kalma fotograftaki 5 MB'lik bir sabit diski gorunce aklima bu anim geldi :)

Asagidaki fotograf, IBM firmasinin 1956 yilinda urettigi super bilgisayar 305 RAMAC'in hard disk surucusu. Agirligi yaklasik 1 ton, kapasitesi ise 5 MB. Bugun piyasada bulunan ve cebinizde tasidiginiz USB bilgisayar bellegi genelde bunun 1000 kati kapasitede oluyor. Agirligi ise birkac gram :)
305 RAMAC adli super bilgisayarin 1956 model 5 MB sabit disk surucusu!
Kaynak : Retronaut

Yurtdışı seyahat sigortası şart, şart olmasa bile!

Eskiden millet sadece Avrupa ve Amerika'ya gittiginden ve bu ulkeler yurtdışı seyahat sigortasini zorunlu tuttugundan, Turkler vize istemeyen ve sadece pasaportla gidebildiginiz ulkelere gelirken genellikle seyahat sigortasini yaptirmayi unutuyorlar. Ornegin Tayland, Malezya, Singapur gibi ulkelere gelirken. Gecenlerde bir arkadasim yurtdisi seyahat sigortasi yaptirmadan geldi ornegin, Endonezya, Tayland ve Singapur'u sigortasiz gezdi. Insanlarda bu bolgeler ucuz yerler oldugu icin hastanelerin de ucuz olacagina dair tamamen yanlis bir varsayim var.

Yurtdisina seyahat ettiginiz ulke seyahat sigortasini sart kosmasa bile bu sigorta olmadan, kisa sureligine bile olsa, Turkiye disina adim atmayin. Ucuz zanettiginiz ulkede gecireceginiz bir kaza sizi finansal cokuse goturebilir. Ornegin guneydogu asyada hastane masraflariniz cok rahat 100,000 USD seviyesine cikabilir. En fazla 20 -70 TL arasi bir masraftan kacinayim derken cok daha fazlasini kaybedebilirsiniz. Sigorta alirsaniz ise kaza, hastalik, bagaj kaybolmasi hatta zaman zaman ucagi kacirma gibi durumlarda cok rahat edersiniz.

Yurtdışı seyahat sigortası şart!


Alacaginiz sigorta asagidakileri kapsiyor olsun:

  • Kaza
  • Hastalik
  • Legal masraflar

Ozellikle de gittiginiz yerde yapacaginiz aktivitenin sigorta kapsaminda olup olmadigini kontrol edin. Ornegin skuba daliş icin Bali'ye gidiyor iseniz, sigortanizin bu spor esnasinda meydana gelebilecek kazalari kapsiyor olmasina dikkat edin. Eger bunu yapmazsaniz basiniza birsey gelse de sigortadan para alamazsiniz. Sigorta anlasmasinda kucuk harflerle yazilan yazilar, dikkat etmezseniz bu tur aktiviteleri kapsam disinda tutarlar. Tur ile gidiyor olsaniz bile tur operatorunun yaptirdigi sigortalari gozden gecirin. Yurt disina seyahat sigortasi almadan cikmayin.



29 Aralık 2011 Perşembe

Onun uygulamasi var (mi)?

Bilgisayar teknolojisi hizla gelisiyor. Bugun cebimde tasidigim iPhone, 1997 yilinda universitenin ilk yillarinda sahip oldugum ilk bilgisayarimdan hem daha ucuz, hem daha guclu hem de cok cok daha kucuk. Resmen jetgiller gibi yasamaya basladik. Yurt disinda yasadigim icin babama skype kullanmayi ogrettim ornegin, her hafta ailecek kamerali sesli gorusme yapiyoruz. Istanbul'da okurken bile daha uzaktim, yurt koridorunda bir telefon calardi, biri rast gelir acardi, o kisi adinizi anons ederdi ve siz boylece ailenizle konusurdunuz. Daha sadece 14 yil once!

iPhone veya dengi Android telefonlar aslinda telefon falan degil, bildigin bilgisayar. Su ana kadar da eskiden ayri ayri tasidigimiz bir cok aletin yerini aldi. Ornegin gecenlerde Singapur'a bir arkadasim misafir olarak geldi. Buradan Bali, Puket ve Bangkok'a gitti. Yanina sadece iPhone almisti. Bu tek alet ile fotograf makinesi olmadan fotograf cekti, bilgisayari olmadan internete girdi, telefonla konustu, GPS-harita olmadan yol buldu, muzikcalar olmadan muzik dinledi, saati yoktu ama calar saati oldu, vs... Ve tur operatorune bas vurmadan, her seyi booking.com gibi sitelerden ayirarak gezdi ve geldi. Dedikleri gibi herseyin bir uygulamasi olmaya basladi.

Bunun aslinda teorik bir temeli var. Yillar once oldukca teknoloji agirlikli bir projede calismistim. Ekip olarak daha once koca koca elektronik devre olarak yapilmis uygulamalari, yazilim ile degistiriyorduk. Zira bu donanimlarin gerekli oldugu devirden 2000lerin basina bilgisayarlar yeterince hizlanmis ve guvenilir hale gelmisti ve ozel uretim elektronik devrelerle yapilan is daha hizli bir sekilde islemci + Isletim sistemi + Yazilim uclusu ile yapilir hale gelmisti. On yil sonra bilgisayarlar sadece daha cok hizlanmadi, ufalik cebimize de girdi. Ve daha once ayri ayri yapilan uygulamalarin yerini almaya basladilar.

Yatak ucu calar saat, akilli telefon kurbani donanimlardan biri


Akilli telefon ya da cep bilgisayari devrimi genclere buyuk imkanlar sunuyor. Ozellikle girisimciler icin. Dusunsenize, cevrenizde app (uygulama, application) ile degistirilmemis ama degistirilebilir cihazlar var. Ya da app ile daha iyi yapilabilecek servisler. Bunlari bulup ortaya cikararak iyi paralar kazanabilirsiniz. Bunun icin yazilimci olmaniza da gerek yok. Yazilimcinin kralini ucuza internetten kiralayabilirsiniz (rentacoder gibi sitelerden). Sizin fikriniz, bunu hayata gecirecek niyetiniz ve de mumkunse bu ise yatirim yapmaya ikna ettiginiz birileri olsun yeter. Onemli olan cevrenize girisimci gozu ile bakmaniz, surekli neyi daha iyi, daha ucuz yapabilirim sorusunu surekli kendinize sormaniz. 

Pattaya Jet Ski Dolandırıcılığı

Tayland gittikçe ülkemizde de popüler olan bir turizm cenneti. Ülkenin meshur tropik güzellikleri, Bangkok, Puket, Pattaya, Koh Samui gibi merkezleri, Türklerden vize istememesi, uzun uçak yolculuklarının görece ucuzlaması gibi etkenlerle artık daha fazla kisinin bu ulkeye tatile gittigini goruyorum. Cogunlugu yine tur ile gidiyor ama kendi basina gidenlerin sayisi da hizla artiyor. Ben bolgede yasadigim ve ara ara Tayland’a gittigim icin genelde tayland konusunda sorular aliyorum. Burada degisik yazilarda deginecegim. Ama bilmeniz gereken sey her ne kadar turistik olsa da tayland’in bir de cirkin yuzu var: dolandiricilik! Hayatimda hic bir yerde bu kadar dolandirilmaya calisilmadim, bir kere de dolandirildim. Tayland’in burokrasisi ve polis teskilati yolsuzluklarla kapli oldugundan degisik mafia tipi orgutlenmeler goz gore gore, hep ayni yontemlerle dolandiricilik yapiyor. Tayland sizin icin guvenli olsa da cuzdaniniz icin pek guvenli degil. Gitmeden once okuyun, arastirin.

Tayland’a gidenlere yaptigim ilk tavsiyelerden biri kesinlikle ama kesinlikle hicbir sekilde arac kiralamamalari! Tayland tatilinizi kabusa cevirmeyin. Ne bisiklet, ne motorsiklet, ne araba kiralayin. En onemlisi de kesinlikle deniz motoru (jet ski) kiralamayin! Jetski dolandiriciligi goz gore gore, o kadar sik yapilan bir dolandiricilik ki, artik oldukca meshur. Cogunlukla Bangkok’un guneyindeki Pattaya bu dolandiricilikla meshur olsa da hemen her yerde mevcut.

Jet ski dolandiriciligi cogunlukla soyle oluyor: Deniz guzel, hava guzel, deniz motoru da gorece ucuz diyerek bir hevesle deniz motoru kiraliyorsunuz. Ama siz tabii zeki oldugunuz icin motoru kiralamadan bir hasar var mi diye bakiyorsunuz. Elemanlarin da itirazi yok. Her neyse siz motoru kiraliyorsunuz, yarim saat bir saat neyse dolasip geliyorsunuz ve adama hasarsiz teslim ediyorsunuz. Elemanin ilk isi ise motoru sudan cikarip sahile cekiyor ve motorun altinda bir hasar tespit ediyor. Ve sov burada basliyor. Eleman sinirli bir sekilde sizden hasar tazminati istiyor. Siz ise motora hasar verecek herhangi birsey yapmadiginiza eminsiniz. Emin olun, sorun sizde degil. Burada detay su: Deniz motorunu size kiralayan taylandli vatandas, motoru su uzerinde iken denetlemenize izin veriyor. Oysa motorun suyun altinda olan kisminda daha onceden orada bulunan ve sizden once onlarca turisti dolanirmak icin kullanilmis bir hasar var. Sizin tipinize, agresifliginize gore jetski kiralayan grup ve tehditleri arttikca artiyor. Bu noktada polis cagirirsaniz ise hic umitlenmeyin. Gelecek polis de isin icinde ve o da sizin birazdan ayrilacaginiz ortalama 1,200 USD civarini bulan paranizdan komisyon alacak.



Ingilizceniz var ise suradaki yaziyi okumanizi tavsiye ederim : The Pattaya Jet Ski Scam In Pictures. Burada yazan eleman taylandli ve onun dedigine gore bu dolandiricilik defalarca ayni kisiler tarafindan yapiliyor ve isin icinde Pattaya’nin ensesi kalinlari da oldugu icin onlenmesi mumkun degil:

“Kisa ve net soyleyeyim : Pattaya plajlarindaki tum jet ski operatorleri bu dolandiriciligin icinde, ben kendi gozlerimle hergun her yerde bu tezgahin calistigini goruyorum … Uyarmadi demeyin.”

Peki kendinizi nasil koruyacaksiniz? Basit, taylandda herhangi bir plajda jet ski kiralamayin. Eger kiralarsaniz %80 dolandirilirsiniz. Ingilizce basin ve internette son zamanlarda bu dolandiricilik cok meshur oldugundan su aralar en gozde kurbanlari orta dogulular.  Aman ha. Tayland tatiliniz, Pattaya turunuz, Puket kacamaginiz kabus olmasin!

Nasıl daha fazla birikim yapılır? Nasıl daha fazla para biriktirilir?

Nasıl daha fazla birikim yapılır konusunda economist Robert P. Murphy çok güzel bir makale yayınladı. İngilizce bilenler makalenin aslını şuradan okuyabilirler : My Advice to Young People. Ben burada bu konuda Murphy’nin sonuna kadar katıldığım düşüncelerini kısaca özetleyecegim.

Daha fazla birikim yapmak deyince hemen hepimizin aklina gelen ilk sey harcamalardan kismak. Aksamlari disarda yemeyi birakmak gibi mesela. Gereksiz harcamalardan kurtulmak daha fazla birikim yapmanin en apacik yolu. Ama ulkemizde ozel sector calisaninda bile “memur” zihniyeti yaygin oldugu icin maalesef cok cok azimiz bundan bir adim oteye gidebiliyor.

Kisinin her ay kenara daha fazla koyabilmesinin, daha fazla birikim yapmasinin en iyi yolu giderlerde kisinti yapmanin yaninda daha fazla gelir kaynagi yaratmasidir. Ozellikle de harcama konusunda hayat kalitesinden odun vermeden kisma konusunda pek de alternatifi olmayan gencler icin bu daha da onemli.

Yanlis anlamayin. Murphy gunduz tam zamanli isinde calisan genc bir elemanin gece garsonluk yapmasi gibi bir gelir kaynagindan bahsetmiyor. Yani gidip kendinize ikinci bir patron bulmanizi ogutlemiyor. Kendinize baska patronlar aramanizdan ziyade, kendi patronunuz olmanizi, en azindan belli bir alanda, ogutluyor. Murphy girisimcilikten bahsediyor.

Bu tavsiye bazilariniza korkutucu gelebilir. Zira girisimcilik deyince insanlarin aklina buyuk girisimler geliyor. Ama girisimcilik sadece bunlarla kisitli degil. Bir ogrencinin aksamlari ozel ders vermesi girisimciliktir mesela. Ya da bir calisanin bos zamanlarindan internetten satis yapmasi da girisimciliktir. Bebek bakiciligi, hali yikama, vs. Bunlarda genclerin yapabilecegi basit girisimciliklar. Bir servis ya da urun sunmaniz, bu urune musteri aramaniz ve bunun karsiliginda para talep etmeniz, bunlar girisimciliktir.

Kisinin her ay kenara daha fazla koyabilmesinin, daha fazla birikim yapmasinin en iyi yolu giderlerde kisinti yapmanin yaninda daha fazla gelir kaynagi yaratmasidir.
Peki ne is yapsak? Murphy’nin buna cevabi basit : “Bilmiyorum, bunu sizin bulmaniz lazim”. Girisimci kendi cevresine bakip insanlarin su an sahip olmadigi ama sahip olmak icin para verebilecekleri urun ve servisler arar. Hatta bu noktaya bile gelmeden yapilacak cok sey var. Ornegin halihazirda serviste olan hizmetlere daha ucuz veya verimli alternatifler bulmak da girisimcilik. Yani atilacaginiz girisim macerasini belirlemek, bunun size tatmin edecek bir miktar gelir getirip getirmeyecegini hesaplamak ve ise girismek sizing sorumlulugunuz. Ama bunun icin oturup da koseyi doneceginiz isi bulmak icin beyin firtinasi yapmak yerine ise koyulmaniz lazim. Zira musteri taleplerini yakalamak, is yapmak icin gerekli yetenek, bilgi ve deneyimi kazanmak icin bir cok deneme-yanilma gerekebilir. Burada bir deneyelim bakalim mantalitesinden de kacinip olcup bicmek de sart. Yani orta yolu bulup atilim yapin gencler diyor Murphy.

Insanin birden fazla alternatif gelir kaynagi yaratmasi her devirde akillica bir hareket.  Ama ozellikle de gunumuzde, hemen hicbir isin garanti olmadigi bir donemde, su an duzenli ve saglam bir geliri olan bir kisinin bile birkac sene sonra nerede olacagindan emin olmasi imkansiz.  Haftasonlari standart isiniz haric girisimler gelistiren, saglam bir musteri tabani yapan, calisir bir is modeli gelistiren bir genc, isini kaybetmesi durumunda bu isi tam zamanli bir gelir kaynagina kolayca donusturebilir.

Kisaca daha fazla birikim yapmanin yetersiz yontemi “ya maasim su, surdan, burdan kissam ayda 500 lira kenara atarim” yerine “iste gelirim su, ozel ders isinden de giderler ve kendimi odullendirmek icin yapacagim yemegi cik gelirim su. Boylece ayda 1000 lira kenara atarim” yontemini kullanin.

Murphy ayrica yeni gelir kaynaklari yaratmak icin gerekli zamani yaratmanin en iyi yolunun televizyonunuzu satmak oldugunu belirtiyor. Haksizda sayilmaz. Gunde 4 saat televizyon izleyen bir genc, ayda 120 saat televizyon izler. Oysa bunun yerine saati 5 lira gibi dusuk bir is yapsa bile 600 TL gelir elde eder.

İlla daha fazla para kazanmak için nasıl bir ek gelir kaynağı yaratmalı konusunda tüyo arıyorsanız şu yazımıza gözatabilirsiniz: İnternetten para kazanmak